Rahatsız ortaklık

İktidarı oluşturan koalisyon ortakları, “AKP’ye tam destek” tutumundan “eleştirel destek” haline geçiyor. Aynı fotoğraf karesinde yer almak şimdilik zorunluluk olsa da giderek birbirinden uzak görüntü veriyorlar

Rahatsız ortaklık

Politika Servisi

Saray rejiminin yaşadığı kriz, iktidar ortaklarını yeniden pozisyon almaya zorluyor. Kamuoyu yoklamaları parti tabanındaki erimeyi gözler önüne sererken 15 Temmuz sonrası oluşan koalisyon içindeki kimi taraflar bugün AKP’ye ‘tam destek’ tutumundan yavaş yavaş ‘eleştirel destek’ aşamasına geçiyor.

İktidar blokunda Cumhurbaşkanı Erdoğan dışında bir lider olmaması ise koalisyon bileşenlerinin eleştirilerini Erdoğan yerine çevresine yöneltiyor.

Son bir haftada iktidarın irili ufaklı ortaklarından hükümete yönelik dikkat çeken bazı çıkışları hatırlayalım:

• Işık grubuna bağlı olduğu bilinen Türkiye Gazetesi’nin yazarları Cem Küçük ile Fuat Uğur’dan peş peşe ekonominin gidişatına yönelik eleştiriler geldi. Küçük, marketlerin ateş pahası olduğunu belirtirken, Fuat Uğur ise “İçinde bulunduğumuz durum ve alınması gereken acil tedbirler Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a DOĞRU biçimde iletilmeli” ifadelerini kullandı.

• Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, dualı Yargıtay binası açılışını eleştirdi. Erdoğan’ın çevresini işaret eden Perinçek, “Çöken rejimler halkla arasına duvarlar çeker, çöken rejimler şatafatlı saraylar yapar. AK Parti’nin inişte olduğu ve kaybettiği kesin. Erdoğan’a birilerinin doğruları söylemesi lazım” ifadelerini kullandı.

• Cumhur İttifakı’nda AKP ve MHP’nin görüşmeleriyle kabul edilen yüzde 7’lik seçim barajı kararına tepki gösteren BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, “Seçim barajı sıfırlanmalıdır. Seçim kanunlarının merkezinde demokrasi olmalıdır” dedi.

HERKESİN DERDİ BAŞKA

Bu eleştirilerin her birini öncelikle kendi bağlamında değerlendirmek gerekiyor. İktidar son dönem dış politikayı Biden başkanlığında ABD’ye göre yeniden dizayn etme telaşında. Karadeniz’den Ortadoğu’ya Washington ve NATO eksenli bir dizi gelişme yaşanıyor. Son olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, “Pahalı da olsa Senato’dan onay çıkması halinde ABD’den Patriot alırız” çıkışının Perinçek kanadını rahatsız ettiği kesin. Öte yandan Türkiye Gazetesi’nin Süleyman Soylu krizinin ardından hükümete yönelik aldığı benzer tutum, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Mücahid Ören ile Erdoğan görüşmesinin ardından ‘normal’e dönmüştü. BBP lideri Destici’nin eleştirileri ise çok net. Baraj yüzde kaç olursa olsun Meclis dışında kalacak olmaları rahatsızlık yaratıyor.

Gelinen noktada geminin su aldığı herkesin malumu. Yer aldıkları taraf açısından iktidarda kalmalarının yolunun da Erdoğan’a bağlı olduğunu biliyorlar. Erdoğan’sız seçim kazanma şansları da başka bir alternatifleri de bulunmuyor, zorunlu bir birliktelik hali söz konusu. Herkes Erdoğan’ı kendi hattına çekmek istiyor. Kimisi fazla Amerikancı buluyor kimisi kurduğu ekonomik ilişkileri korumaya çalışıyor. Çatlaklar derinleşirken aynı fotoğraf karesinden ayrılamayan ortaklar bir birine uzak bir görüntü vermek istiyor.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol